PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MERKEZLERİ
Randevu : 0532 158 35 55

Site Haritası
Takvim
Çocuk Psikologları

Cinsel Terapistler, 0533 3738123

Uzman Klinik Psikolog Gülten Demirdöven, 05447243650

Çocuk Psikoloğu,0505-7675885

E-mail ile Psikolojik Destek

Terapi Merkezleri,0216-3476003

Terapiler Sitesi

Pedegog Çocuk Gelişim Uzmanı Ergen Psikoloğu Aile Psikologları

pedagog pedagoglar pedegog çocuk pedagogu pedagoji psikiyatri psikiyatri doktorları bebek psikolojisi psikiyatr cocuk gelisimi online psikolog istanbul psikolog psikolog kadıköy psikolog bakırköy psikolog acıbadem psikolog mecidiyeköy psikolog ümraniye psikolog bağdat caddesi mecidiyeköy psikolog şişli psikologpsikolog  taksimpsikolog beylikdüzü psikolog avcılar psikolog gaziosmanpaşa psikolog fatih tuzla psikologataşehir psikologuzman psikologpedagog psikologdr psikologpsikolog drpsikolog doktorpsikolog telpsikolog randevupedagog telefonpsikolog telefonpsikolog terapiklinik psikologmaltepe psikologçamlıca psikologüsküdar psikolog

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA 05557493919
busra.kara@icloud.com
EGO KİMLİK SÜRECİ
12/07/2021

 

Kimlik; bireyin kendini yaşayışı yani birey olarak benzersiz ve kendine özgü bir tarz içinde var olması ve bu tarzın süreklilik göstermesidir. Kendiliğinden ve doğal olarak oluşan temel belirli yaşantılarımızın birleşimi kimlik duygusunu oluşturmaktadır. Kimlik duygusu, egonun yaşantıları gözleyici ve örgütleyici işlevlerinin ürünü şeklinde görülmelidir. Kimlik oluşumu egodaki ruhsal yapıların sağlam ve tutarlı bir nitelik kazanması sürecidir; yeni bir ruhsal yapının oluşma süreci değildir.

Kişilik gelişimi zamanı geldikçe birbirine bağlı olarak gelişen sekiz aşamadan oluşmaktadır. Her aşamada bir olumlu bir de olumsuz duygu bulunmaktadır. Bu duygulardan hangisi baskın olursa, o evrenin ruhsal-toplumsal bunalımının konusunu o duygu oluşturmaktadır. Gelişimin yönünü ise, ruhsal-toplumsal bunalımların çözümlenme şekli oluşturmaktadır.

Temel Güvene Karşı Güvensizlik

Bebekler doğumdan sonraki ilk bir iki yıl çevresindeki insanların bakımına muhtaçtır. Bebeğe yeterli derecede ilgi ve sevgi gösterilmemesi, bakımına dair aksamaların olması ya da bebeğin ihtiyaç duyduğu anda etrafındaki kişilerin bebeği önemsememesi kişilik gelişimini etkilemektedir. Bebek güven duymak istemektedir. Onun için dünya ve insanlar iyidir. Bazı çocuklar yeterli ilgi ve sevgiyi göremezler ve temelde güvensizlik duygusu geliştirirler. Temel güven, yaşamsal bir kişiliğin ve bir kimlik duygusunun temel yapısı olarak görmektedir.

Bu dönemde bebekte gelişmesi istenen duygu temel güvendir. Bu dönemde bebek annenin geçici yokluğuna katlanabilmek, annesinin geri döneceğine ve her zaman olduğu gibi kendisine bakmaya devam edeceğine güven duymak istemektedir.

Yaşamının ilk yıllarında bebek, ihtiyaçlarını fark etmesi, ihtiyaçlarının karşılanmasında gecikmelerin olması ve ihtiyacının karşılanması döngüsünü fark edip uyum sağladığında, zaman kavramını da anlamaktadır. Bu evrenin temel gücü umuttur. Anneyle ilişkisinde güven yaşayan bebek, ihtiyacının karşılanacağına güven duymaktadır. Aynı zamanda bebekte bir umut duygusu belirmektedir. Beklediği halde ihtiyacı karşılanmayan bebek, güvensizlik duygusu oluşturmaktadır. Umut, gelecekte ihtiyaçların karşılanacağı, isteklerin yapılacağına inanmak olduğundan yaşanılan andaki güvensizlik duygusuyla daha kolay başa çıkılmakta ve gelecekten iyi şeyler beklenmektedir. Güven sarsılsa bile umut canlı kalmaktadır.

İlk dönemden çıkarılan kimlik duygusu: İçimde yaşattığım ve başkalarına verdiğim umut neyse, ben oyum şeklindedir.

Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç

Birinci yaşın sonunda yürümeye başlayan çocuk, yürümeyle birlikte hız kazanan yer değiştirme yeteneğini, çevresini tanıma ve öğrenme için kullanmaya başlamaktadır. Çocukların çevrelerini tanıma isteklerine ebeveynleri karşı çıkıp, bebeğin davranışlarına bazı kurallar getirmektedirler.

Bir buçuk yaşından itibaren çocuklar, kasların gelişimiyle dışkı veya idrarlarını tutabileceklerini ve bırakabileceklerini keşfetmektedirler. Bu durum çocuklar için en önemli özerklik girişimidir. Fakat ebeveynler dışkılama ve idrar çıkarmayı da çevreyi tanıma girişiminde olduğu gibi kontrol altında tutmak istemektedirler. Ana babanın bu davranışı ile çocuğun özerklik girişimi çatışmaya başlamaktadır. O zamana kadar koşulsuz sevilen, her yaptığı onaylanan çocuk, ana babaya duyduğu güvene karşı kuşku duymaya başlamaktadır. Bu dönemde anne babaların katı kuralları koyması, katı yaptırımlarla yaklaşması, çocuğa bağırıp çağırıp sevgisini esirgemesi gibi psikolojik cezalar çocukların özerklik girişimlerinden utanç duymalarına sebep olmaktadır. Bu duygu suçluluk duygusunun temelidir.

Özerklik evresinden çıkarılan kimlik duygusu: Özgür irademle isteyebildiğim neyse, ben oyum.

Girişimciliğe Karşı Suçluluk

Motor becerileri ve dil gelişiminin çok hızlı olduğu 3-6 yaş arasındaki çocuklar, her şeye ilgi duymakta, öğrenme güdüleri ve merakları çok yüksek olmakta ve hem sosyal hem de psikolojik çevrelerini keşfetme istekleri günden güne artmaktadır. Çocuk kendini keşfetmek, kendi güçlerini, becerilerini tanımak, yeteneklerinin farkına varabilmek için sürekli hareket etmektedir. Çocuklardaki, bu girişimcilik anne-babalar tarafından desteklenmelidir.

Bu dönemde çocuklar diğer çocuklarla da etkileşim halindedir ve sosyal dünyada yaşamanın zorluklarını fark etmektedir. Kendine oyun arkadaşı arayabilen, oyunlar ve sosyal etkinlikler düzenlemeyi öğrenebilen çocukların girişkenlik duygusu gelişmeye başlamaktadır.

Beş yaşına doğru süperego bir ruhsal yapı olarak ortaya çıkmaktadır. Süperego, kişiye bazı isteklerinin yanlışlığını belirten ve yasak amaçlara ulaşmadaki girişimlerin suçluluk hissi uyandırmasına neden olan bir iç örgütlenme, girişimlerin yönlendiricisidir. Süperegonun oluşumu ile çocuk büyüdüğünde nasıl biri olmak istediğini oluşturmaya başlamaktadır.

Bu evreden çıkarılan kimlik duygusu: Gelecekte kim olmayı düşleyebiliyorsam, ben oyum şeklindedir.

Başarıya Karşı Aşağılık

Çocuğun kişilik gelişiminin dördüncü evresi olan bu dönem 6-12 yaşları arasını kapsamakta, çocuğun ilkokul yıllarına denk gelmekte ve başarıya karşı aşağılık duygusu özetlenmektedir. Çocuğun dünyasına okulun girmesiyle sosyal dünyası artmaktadır. Çocuk üzerinde anne babanın etkisi azalırken, öğretmen ve arkadaşlarının etkisi artmaktadır.

Okul çağı çocuklarında başarı ya da aşağılık duygusunun gelişmesinde ve çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde öğretmenler ve ebeveynler oldukça etkilidir. Öğrencilerin başarısızlığı vurgulanmamalı, başarabileceği alanlara yöneltilerek ona destek olunmalıdır. Çocuğun ufak başarıları pekiştirilmeli, çocuğun yeteneğinin üstünde başarı beklenmemelidir.

Öte yandan, yaptığı işlerde çevreden onay alamayan çocuklarda ise iş kimliği gelişimi aksamakta ve aşağılık duygusu ön plana çıkmaktadır. Bunun bir nedeni, yakın çevresindeki yetişkinlerin duyarsızlık ve ilgisizliği, başka bir nedeni ise ürettiği işlerin yetişkinler tarafından anlamsız bulunması ve çocuğun iç dünyasındaki anlamlı işler becerdiğine ya da becereceğine yönelik inancın sarsılması olabilmektedir.

Okul dönemi çocuğunun bu evreden çıkarılan kimlik duygusu: İş yapma konusunda öğrenebildiğim neyse, ben oyum.

Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası

Psikososyal gelişimin beşinci evresi olan bu dönem, ergenlik yıllarını kapsamaktadır ve ‘kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası’ olarak özetlenmektedir. Bu dönem, yaşamımızın en zor kısmı sayılabilmektedir. Ergen fizyolojik olarak olgunlaşmış ve cinsel devrimle çocukluktan çıkmış olmasının yanında, rolünün ne olduğuyla ilgili karmaşa yaşamaktadır, yani ne çocuktur ne de yetişkin. Buna bağlı olarak ergen, kendisine kilit soruyu sorar: Ben kimim? Ergen bu soruyu başarılı bir şekilde yanıtlarsa bir kimlik duygusu geliştirmekte, kişisel değerleri ve dinsel inançları konusunda sağlam kararlar verebilmektedir. Kim olduğunu anlamakta, kimliğini kabul etmenin yanında takdir de etmektedir. Ancak birçok ergen, güçlü bir kimlik duygusu oluşturamamakta ve rol karmaşası yaşamaktadır.  Kimlik arayışındaki ergen, bebeklik döneminin ilk yıllarında nasıl ki yakın çevresiyle güvenilir ilişkiler kurarak umut ve güven duygusu kazanmayı öğrendiyse, bu dönemde de yaşadığı toplumla güvenilir sosyal ilişkiler kurarak kimlik duygusu kazanmaya çalışmaktadır.

Bu dönemden çıkarılan kimlik ögesi ise, ‘Özgürce isteyebildiğim neyse, ben oyum’ şeklindedir.

Yakınlık Kurmaya Karşı Yalnızlık

Genç yetişkinlik evresi olan bu dönemde, bir önceki dönemde edinilen kimlik duygusu sevgi ve sosyal ilişki dahilinde yeniden denenip kaynaştırılmaktadır. Bu dönemde birey eşini ve işini seçerek, iki eş olarak cinselliğin kaynaştırdığı yakınlığı, iki arkadaş olarakta sevgi, sadakat ve güvenilirliğin kaynaştırdığı yakınlığı görülmektedir. Hem bundan sonraki adıma hazırlık olarak hem de geleceğe bakarak birey, kuracağı aile ve yetiştireceği çocuklar veya başaracağı büyük işler (ortak işler kurup zengin olma, ülkenin sorunlarının çözülmesi vb.) konusunda ilişkilerinde sıkı bir yakınlaşma yaratmaktadır.

Eğer bireyin kimlik duygusunda zayıflıklar varsa, kurduğu yakın ilişkileri de zayıf olan bireyde kişiliğini tamamen yitirme korkusu olabilmektedir. Bu duruma bağlanma korkusu adı verilmektedir. Bağlanma korkusu olan kişilerin ilişkileri yüzeysel ve güven vermeyen ilişkiler olup, karşı cinsle, iş arkadaşlarıyla ve toplumdaki diğer fertlerle derin ilişkiler kurmakta sıkıntı yaşamaktadırlar. Böylelikle ya yalnız bırakılmakta ya da kendilerini geri çekerek yalnızlığı tercih etmektedirler.

İki sevgili, eş ya da yakın arkadaş olarak bu evreden çıkaracak kimlik duygusu, neye sevdalıysak biz oyuz dur.

Üretkenliğe Karşı Durgunluk

Orta yaş dönemine gelen denk gelen bu dönemde yaşanılan bunalım üretken olmak ya da üretken olamamanın sonucunda yaşanan durgunluk arasındaki çatışmadır. Üretkenliğin en temel amacı gelecek kuşağı oluşturmaktır. Bu dönemde çocukların yetiştirilip eğitilmesi, eşle olan ilişkinin sevgi ve aşk ile devam etmesi amaçlamaktadır. Birey bu dönemde topluma katkı sağlamak istemektedir.

Bazı bireylerde ise bu çabalar iki aşırı uçta görülebilmektedir. Birey kendini, tüm zamanını ve emeğini işine veya siyasi amaçlarına adayabilmekte ya da her şeye karşı koyarak hiçbir şey üretemeyebilmektedir. Bu duruma verimsizlik denir ve birey topluma ve kendi gelişimine katkıda bulunmamaktadır. Bireyin kendine ve topluma karşı kendini sorumlu hissetmesi hem kendine hem de diğer kişilere özen göstermesini sağlamaktadır. Bu dönemde bu durum denge olarak adlandırılmaktadır. Dengenin kurulamaması ise orta yaş krizine sebep olmakta ve birey genel olarak mutsuzluk yaşamaktadır. Denge yaşayamayan birey, işini bırakabilmekte, eşinden ayrılabilmektedir.

Bu evrenin kimlik duygusuna katkısının belirtilmemesi, Neyi üretmeye tutkunsam, ben oyum gibi bir kimlik öğesi çıkarılabilir mi diye düşündürmektedir.

Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk

Yaşlılık çağına denk gelen bu dönemde, birey ölüme yaklaşmakta ve kendi yaşantısını gözden geçirmektedir. Geçmiş yaşamından memnun olan, amaçlarını gerçekleştirmiş olan bireyler derin bir huzur duygusu yaşamaktadırlar. Bu bireyler ölümün, yaşamın bir parçası olduğuna inanır ve ölümü reddetmez, kabullenirler. Diğer insanlara karşı derin bir hoşgörü duymakta ve bütünlük yaşamaktadırlar.

Benlik bütünlüğünün sağlanamadığı takdirde, birey yaşamından dolayı yoğun bir pişmanlık ve doyumsuzluk duymaktadır. Artık yaşamını değiştirmesi için vakit kalmamıştır, ölüme yaklaşmıştır. Böylece derin bir umutsuzluk yaşanmakta ve öfke duyulmaktadır. Bu da insanları sevmeme (aşırı cimrilik, yalnızlık ve benzeri), insanlardan bezme, ölümden korkma gibi özelliklerle dışa vurulmaktadır.

Yaşamın son evresinden çıkarılan kimlik duygusu: Benden geriye ne kalacaksa, ben oyum şeklindedir.

KAYNAKÇA

Arı, R. (2003). Gelişim ve Öğrenme. Konya: Atlas

Burger, J. M. (2006). Kişilik. (Çeviren: Erguvan Sarıoğlu). İstanbul: Kaknüs.

Dereboy, İ. F. (1993). Kimlik Bocalaması: Anlamak, Tanımak, Ele Almak. Malatya: Özmert Ofset

Kernberg O. (1966). Structural derivatives of object relationships. The International journal of psycho-analysis47(2), 236–253.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



44 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB) - 18/10/2021
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Çocuklukta yaygın bir şekilde görülen önemli oranda bilişsel, ailevi, sosyal ve davranışsal zayıflığa ilişkin kalıtsal bir bozukluktur.
ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ - 05/10/2021
Özgül öğrenme güçlüğü, bireyin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen akranlarına göre okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarında yaşadığı zorluklar olarak tanımlanmaktadır.
SINAV KAYGISI - 27/06/2021
Sınav kaygısı öğrencinin kendi performansına yönelik kaygıdır. Bu kaygıya yetersiz çalışma alışkanlıkları da eklenince durum, sınav kaygısı yaşayan öğrenciler için kısır bir döngü haline gelmektedir.
PANDEMİNİN SAĞLIK ÇALIŞANLARI, ÇOCUKLAR VE EBEVEYNLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ - 13/06/2021
Dünya genelinde yaygın bir pandemi oluşturan Covid-19 salgını yaşamı ciddi anlamda tehdit etmeye devam etmektedir. Hastalığın hızlı bulaşması ve ölümlere sebep olması insanlarda korku ve endişeye yol açmaktadır. Her yaştan insanı etkilemektedir.
AİLE VE EŞ TERAPİLERİ - 02/05/2021
Aile ve eş terapilerinde bireysel olarak eşlerin, aile üyelerinin yanı sıra aile sisteminin kendisiyle de uğraşılmaktadır. Aile, evlilik ve eş terapileri aile sisteminin yapı ve işlev bozuklukları ile ilgilenmektedir.
OTİZM - 18/04/2021
Otizm; sınırlı, tekrarlı ve stereotipik davranışlar, ilgiler ve etkinliklerle birlikte sosyal etkileşim ve iletişim alanlarında görülen kalıcı bir nöro-gelişimsel bozukluk olarak tanımlanmaktadır.
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU - 07/03/2021
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB),bir veya daha fazla travmatik olaya maruz kalma,bir yakının başına geldiğini öğrenme ya da olayın ayrıntılarıyla yineleyici ve yoğun biçimde karşı karşıya gelme sonucu görülen yoğun belirtiler içeren bir tanıdır.
SPESİFİK FOBİLER - 21/02/2021
Kişi yaşadığı güçlü ve sürekli korkunun aşırı ya da mantıksız olduğunun farkındaysa ve bu korkuyu belirli bir nesne ya da durumun varlığı tetikliyorsa spesifik fobi tanısı konulmaktadır.
ŞİZOFRENİ - 15/02/2021
Şizofreni her kültürden, yaşamın her kesiminden gelen insanlarda görülebilmekte ve karakteristik belirtileri uzun süre önce saptanmış bulunmaktadır. Ruh ve sinir hastalıklarının en şiddetlisidir.
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret299331
Köşe Yazıları
Aile Evlilik Çift Terapisti 0533 373 81 23
5 Yaş Çocuğu

Aile Evlilik Çift Terapisti Fulya Güner 05333738123
OKB’nin Nedenleri..

Aile ve Çift Danışmanı Psikolog Atakan Şahin 05057675885
Anksiyete ve baş etmenin yolları

aile ve çift danışmanı sinem sayışman 05057675885
METROPOLİTAN OKUL OLGUNLUK TESTİ

Avukat yasin gedikli 0505 767 5885
BAŞARI ÖYKÜMÜZ

BARIŞ YILMAZ
- ANLAŞILMAK İSTEYEN KADIN NE YAPMALI –

Bireysel Aile Psikolog Fulya Beyribey +90 (546) 932 46 24
ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

çocuk gelişim uzmanı Suzan SEVİNDİK
ÇOCUKLAR NEYİ UNUTMAZ

Dr. Mehmet A. Eroğlu Yaşam-Eğitim Koçu 0544 7243650
İkigai

evlilik cinsel terapist nesrin örek 05057675885
Cinsel isteksizlik nasıl ele alınmalı ve tedavi edilmelir?

İSTANBUL YAŞAM KOÇU YÜKSEL KÖKSAL05354336620
BERTRAND RUSSELL’IN ‘MUTLU OLMA SANATI’ İSİMLİ KİTABINDAN ÇIKARILACAK 6 DERS

istanbul yaşam koçu 05321583555
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET

Kişisel gelişim testleri 0505 767 5885
- Başkalarıyla Yaşayabilme Testi -

Psikolog Nagehan Erçakar
PSİKOLOG VE PSİKİYATRİST KİMDİR?

Psikolog Buse Yeğin
YEME BOZUKLUĞU NEDİR?

Psikolog Hulya Aydoğan 0532 158 35 55
NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Psikolog Pedagog Aile Evlilik ve çift terapisi
Dr. Psk. Aile Evlilik Çift Danışmanı Ekrem ÇULFA hakkında yazılan yorum, tavsiye, öneri ve faydalar

Sosyolog Merve Ege tel 0505 767 5885
İntihar

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA 05557493919
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

Uzman Klinik Psikolog Şakir ERNAS
Kendi Varlığını Duyurma Haykırışı: Saldırganlık ve Kızgınlık

Uzman Psikolog Gülşah Babaoğlu
Profesyonel yardım alanların ve bu desteği veren Çocuk Ergen Psikologu, Çocuk Ergen Pedagogu 3

Uzman Psikolog Hakan ÖZBAYİS-0533 373 8123
PSİKOTERAPİ NEDİR?

Uzman Psikolog Çağla Tekeli
Bağlanma Korkusu

Yasam Koçu Öğrenci Koçu istanbulda Ayşim Çulfa
Ebeveynler Çocuklarının Karne Notları İle ilgili Nasıl Bir Tutum İçinde Olmalılar?

YAŞAM AİLE KOÇU DİLRUBA GÜNDÜZ 05301642034
BEN DEĞİL BİZ OLABİLMEK

YAŞAM KOÇU ÖĞRENCİ KOÇU SİNAN SEYFİ YETKİNER
STRES YÖNETİMİ

Uzman Klinik Psikolog Gülten Demirdöven 0216-3476003
BOŞANMALAR ÇOCUKLARI NASIL ETKİLİYOR?

Uzman Klinik Psikolog Pedagog Gülten Demirdöven Kadıköy 0544-7243650
BAZI İNSANLAR NEDEN YALAN SÖYLERLER?-2

Psikolog Esra Gökcen 0533-3738123
YAŞAM KOÇUNA GİTMENİN FAYDALARI

Aile,İlişki ve Evlilik Danışmanı 0533 373 81 23
Panik Atak İle Baş Etmenin 100 Yolu

Nesrin Örek Aile,Çift,İlişki ve Bireysel Danışmanlık
Çocuklarda Davranım Bozuklukları

Hipnoz Eğitimi 0544-7243650
HİPNOZ EĞİTİMİ SEMİNERLERİ

Psikolog Didem Pedagog İstanbul
BEBEK VE MÜZİK

Pedagog Barış Çakır (Çocuk Psikoloğu)
SINAV KAYGISI İLE BAŞETME KONUSUNDA BAZI ÖNERİLER

Misafir Kalemler
Erkekler Her Zaman Cinselliğe Hazır mıdır?

Öğrenci Koçları,05447243650

Psikiyatriste Danışın,0505-7675885

Psikolojik Danışmanlar Sitesi

Psikologlar Sitesi, 05447243650

Yaşam Koçları,05333738123

Hava Durumu
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.30749.3447
Euro10.823210.8666